Kaynakların Abdülkâdir Geylâni’nin doğum tarihi hakkında iki kısma ayrılmış olması dikkat çekerken, çağdaş araştırmacılar ekseriyetle 470/1077-1078 yılını kabul etmişlerdir. Bugün İran’ın kuzeybatı tarafında kalan Geylân/Gîlân bölgesinin, Neyf kasabasının Büştîr köyünde doğmuştur. 

Tam adı Muhyiddin Ebû Muhammed Abdülkâdir bin Ebi Sâlih Musâ ez-Zâhid el-Geylâni el-Hanbelî’dir. Türkiye’de Abdülkâdir Geylâni olarak meşhurdur.

Abdülkâdir Geylâni’nin baba tarafından nesebi şu şekilde Hz. Ali’ye ulaşmaktadır:   “Abdülkadir b. Ebî Salih Mûsa Cengi-dost b. Ebi Abdillah b. Yahyâ ez-Zâhid b. Muhammed b. Davud b. Musa b. Abdillah b. Musa el-Cûn b. Abdillah eI-Mahz el Mücell b. Hasan el-Müsenna (v. 97 veya 99/715 veya 717) b. Hasan (2-49/624672) b. Ali b. Ebi Talib eI-Murtaza (v. 17.09.40/4.01.661)

Bu şecereye göre Hz. Hasan soyundan geldiği için Abdülkâdir Geylâni şerif olarak kabul edilmiştir.

Abdülkâdir Geylâni’nin anne tarafından dedesi Savmai’nin Hüseyni olduğu belirtilir.   Abdülkâdir Geylâni’nin anne tarafından Hz. Hüseyin’e ulaşan şu silsileyi verilmektedir: Abdülkadir Geylâni b. Ummi’l-Hayr Emeti’l-Cebbâr Fâtıma bint Abdillâh es-Savmâî ez-Zâhid b. Ebî Cemâliddîn Muhammed b. Mahmûd b. Ebi’l-Atâ Abdillâh b. Kemâliddîn îsâ b. el-lmâm Alâiddîn Muhammed el-Cevvâd b. el-Imâm es-Seyyid Alî er-Rızâ (v. 203/818) b. el-lmâm Mûsâ el-Kâzım (v. 183/799) b. el-lmâm Ca’fer es-Sâdık (v. 148/765) b. el-lmâm Muhammed el-Bâkır (v. 114/733) b. el-lmâm Zeyni’l-Âbidîn Alî (v. 95/713) b. el-lmâm eş-Şehîd Ebî Abdillâh el-Hüseyin (3-49/624-670) b. Emîri’l-Mü’minîn Alî el-Murtazâ (v. 40/661) (radıyallâhü anhüm). Bu silsileye göre Abdülkâdir Geylâni’nin Seyyid olduğunu belirtilir.

Lakapları

Abdulkâdir Geylâni’ye birçok sıfat ve lakaplar verilmiştir. Velâyet makāmının en üstün mertebesi olan kutbiyyete nâiliyyetinden dolayı “Kutup”; kelime olarak, dini ihya eden, dirilten, canlandıran gibi anlamIara gelen “Muhyiddin”; “Ak doğan” anlamına gelen el-Bâzü’I-Eşbeb (Bâz-ı Eşbeb) ve kendisine sığınanlara yardımda bulunan, sıkıntıları bertaraf eden evliyaları kasteden el-Gavsü’I-A’zam (Gavs-l A’zam) lakapları en önemli dört lakabı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Evliliği ve Çocukları

Kaynaklarda ne zaman, kiminle ve nerede evlendiği konusunda yeterli bilgi yoktur. Rivayetlere göre evliliklerinden 22’si kız, 27’si erkek olmak üzere toplam 49 çocuk dünyaya gelmiştir. Çocuklarının sayısının çok olması, bir bakıma tarikatin yayılmasında en önemli unsurlardan birisi olmuştur. Zira çocukları, babalarının mirasına sahip çıkmışlar ve onun intişai icin büyük çaba göstermişler. Onlardan bazıları, bu uğurda, Bağdat’tan uzaklara hicret etmiş, bazıları ise baba ocağında kalmışlardır. Bu şahıslarla ilgili verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere, çocuklarının, tarikatin özellikle Kahire, Şam, Halep, Vasıt, Hama ve Bağdat civarında yayılmasında oldukça önemli rolleri olmuştur. Yine sülalesi onun tasavvufi görüş ve uygulamalarının diğer insanlara duyurulmasmda ve tarihe mal olmasında etkili görevler üstlenmişlerdir. İlmi ve tasavvufi mirası nesilden nesile intikal ederek bugünlere kadar gelmiştir.

Seyrüsülûkü:

Abdülkādir Geylânî’nin seyrüsülûkünde iki isim öne çıkmaktadır: Hammâd ed-Debbâs ve Ebû Sa‘d el-Muharrimî. Öğrenimini tamamladıktan sonra kendi ihtiyarıyla zâhidane bir yaşantı tercih ettiği ve ilâhî cezbeye tutulmuş bir meczup olarak çeşitli haller yaşadığı nakledilmektedir. Bu hallere ilâveten Bağdat’ın kaotik yapısının zorlayıcı şartlarıyla kesin olarak bu şehirden ayrılmayı düşündüğü dönemde, daha önce sohbetlerinden tanıdığı Şeyh Hammâd ed-Debbâs kendisini vazgeçirmiştir. Bu hadiseden sonra, tarikat hırkasını Ahmed er-Rifâî’nin dayısı Mansûr el-Batâihî’den giymiş olan Hammâd ed-Debbâs’a intisap etmiştir. Sohbet şeyhi Debbâs kendisini kutbiyetle müjdelediği gibi ağır imtihanlardan da geçirmiştir. Nitekim Geylânî, meşreben celâlini, dinin zâhirine bağlılığını seyrüsülûkta ilk mürşidinin yöntemine bağlar. “Benim Allah’ın dinine dönük bir katılığım vardır. Özü sözü sert bir elde büyüdüm”, “Mürşîd-i kâmillerin sert sözleriyle, çetin bir gurbet ve fakirlik içinde büyüdüm” sözleri bunu ifade eder. Yirmi beş yıl süren mücahede ve riyâzet döneminin, yememe ve içmemeyi ahdettiği bir erbaîn sürecinden, fıkıh hocası Ebû Sa‘d el-Muharrimî kendisini çıkarmak istemişse de, Geylânî ahdinden dönmek istememiş, ancak Hızır’ın delâletiyle Şeyh Muharrimî’nin evine gelmiştir. Şeyhi hazırladığı yemekle onu doyurmuş ve kendisine hilâfet vererek hırka giydirmiştir.

Divanı

Vaazlarının toplandığı el-Fet-hu’r-rabbânî ve Fütûhu’l-gayb; iman, fıkıh, âdap, mevâiz ve tasavvufî konu ve ıstılahları içeren el-Gunye li-tâlibi tarîki’l-hak Geylânî’nin en önemli kitaplarıdır. Kendisinden intikal eden vird ve hizipler dışında yazdığı kaside ve şiirleri, dünya kütüphanelerindeki yazma nüshalardan derlenerek bugün Yûsuf Zeydân tarafından bir Dîvân teşkil edecek şekilde neşredilmiştir

Kitapları

1- el-Gunye li-talibi tarikı’l-Hak

2- el-Fethu’r-rabbâni ve’l-feyzu’r-rahmâni

3- Cilâü’l-hâtır min kelâmi’ş-Şeyh Abdilküdir fi’z-zâhiri ve’l-bâtın

4- Fütûhu’l-gayb

5- Mektûbat

6- Sırru’l-esrar ve mazharu’l-envar fi mâ yahtâcu  ileyhi’l-ebrâr

7- es-Sirâcü ‘l-vehhâc fi leyleti ‘l-mi ‘râc

8- ed-Dürerü’s-seniyye  fi’l-mevaızı’l-Geylâniyye

9- Tenbihü’l-gabi fi rü’yeti’n-Nebi

10- el-Muhtasar fi ılmi’d-din

11- Usulü’s-seb’a

12- Usulü’d-din

13- Risâle/i’t-tevhid

14- Akide

Şiirleri

  1. Divân
  2. el-Kasidetü’l-ayniyye
  3. Reşfü’ ‘l-müntehilin
  4. Esmaü’l-hüsna
  5. “Hamriyye, Ümmiyye, Tâiyye, Lâmiyye, Tasavvufiyye
  6. Hamse-i Geylani
  7. “Hamriyye, Ummiyye, Taiyye, LAmiyye, Tasavvufiyye
  8. Hamse-i Ğeylâni
  9. Vesile

Virdler, Hizbler, Dualar

  1. Salavât
  2. el-Kibritü ‘l-ahmer fi ‘s-salâti ale ‘n-Nebi(S.A.V.)
  3. Da’vetü’l-celâle.
  4. Kenzü ‘l-a’zam
  5. (Duâu- Fethı’l basâir
  6. ed·Delâil (  es·Salâtül’l·kübrâ)
  7. Evrâd 
  8. Hızbü beşairi’l-hayrât
  9. Hızbu’t-tazarru’ ve’l-ibtihâl ( ibtihâlu’ş-Şeyh Abdilkâdir-
  10. Hızbü’s-süryaniyye ( Da’vetü’s-Süryâniyye –
  11. Hızbü’s-sağir 
  12. Hızbü’l-hıfz
  13. Hızbü’n-nasr
  14. Duâü Hızbi’n-nasr

Vefatı

Vefat tarihi 8.4.561/16.2.1166 Cumartesi, vefat anı ise gecedir. Ancak doğum tarihinde olduğu gibi vefat tarihinin tespitinde de kaynaklar arasında ihtilaf vardır.

Cenaze namazına, eşi görülmemiş kalabalık bir halk topluluğu iştirak eder. İmamlığını ise oğlu Abdülvehhab yapar. Kabri, medresesi içerisinde olup bugüne kadar sevenleri tarafından ziyaretgah olarak kullanılagelmiştir. 

Ölüm yıldönümü sebebiyle, Hindistan’da, Rebîül-Evvel ayının 11. günü, bazen de 17. günü Abdülkâdir Geylâni’nin ruhu için Kur’an okunur ve sadakalar verilirmiş. Bu âyin, Bağdat’da aynı ayın 17. günü yapılırmış.