Kādirî dervişleri diğer yolların müntesipleri gibi hem kendi tarikatlarını hem de tarikattaki makamlarını zâhirde ifade eden taç, hırka, kemer, saç salıvermek gibi tarikat kıyafet ve sembollerini üzerlerinde taşımışlardır. 

Kādirî şeyhleri, yolun ehline vakti geldiğinde sırasıyla gül, kudüm ve sancak vermişlerdir. 

Umumiyetle üçüncü esmâya gelen dervişin yedi terkli taç giymesine izin verilmiş, üçüncüden evvel giyilmesine müsaadeden kaçınmışlardır. Ancak o isme varıncaya kadar dervişin ve muhibbin kullandığı başlığın üzerine gül dikmeye izin vermişlerdir. Gül dikmeye izni olan derviş zengin veya fakir ihvanına lokma yedirmesi gerekmektedir. Zira her birinden “mübarek ola” diye nefes almakta çok fayda görülmüştür. 

Eşrefîler dışındaki dervişlere, alnına ve şakaklarına ustura vurmamak şartıyla saç uzatılmasına ruhsat verilmiştir. Dervişlere verilen cihâz-ı tarîk (tarikat çeyizi) kimine işaretle kimine de himmetle verilmiştir.

Kādirî Gülü ve Taçları

Kādirî pîrlerinin içtihatları neticesinde şeyhler ve dervişler muhtelif taçlar kullanmışlardır. Abdülkādir-i Geylânî’nin başına sarık sardığı bilinmektedir. Tarikatta ilk defa tâc-ı şerif giyen oğlu Abdürrezzâk’tır. Kimilerine göre giydiği taç altı veya on iki dilimlidir. Ayrıca dört terkli ve müjgânlı sikkenin de onun içtihadı olduğunu söyleyenler vardır. 

Kādirî tarikat tacının en önemli şiarı olan Kādirî mührünün veya Kādirî gülünün sembolik anlamı Abdülkādir-i Geylânî’ye dayanmaktadır. Menkıbeye göre, Pîr Geylânî Bağdat’a geldiğinde Bağdat şeyhleri kendisine suyla dolu bir tas gönderdiler. Bunun anlamı “Bağdat meşâyih ile dolu” demekti. Hadise kış mevsiminde oldu. Hz. Geylânî o tasa bir gül koyup getirene, “Var selâm söyle, bir gül ile su taşmaz” buyurdu. Şeyhler bunun mânasını anlayıp, “Bu şeyh hepimizin şeyhidir” diyerek onu karşıladılar. Bu gül Geylânî’ye ihsan edilmiş “kudret gülü” kabul edilmiş ve müritlerin bunu kullanma-sının Hz. Pîr’in bir içtihadı olduğu söylenmiştir. 

Diğer tarikat mensupları da Kādirîler’i örnek alarak taçlarında gül kullanmışlardır. 

İlk olarak Kādirî gülünü tacına işleyen yine Abdürrezzâk’tır. 

Kādirî Kemeri

Dört halka bir hizada ve dört halka farklı bir hizada olmak üzere halkalarla süslü bir kemerdir. İlk dört halkanın mukabilinde dört çengel vardır. Her bir dört halkanın arası bir miktar fâsılalıdır. Halkalar gümüş veya altından olamaz. Kemerde halka ve çengellerin olmasının bir sebebi, dervişler riyâzette iken açlıktan zayıf düştükçe bellerini sıkmalarına imkân vermektir. Kādirî dervişlerinin kullandığı bir diğer çeşit kemer de pamuk ipliğinden yapılırdı.