Kādirî şeyhleri zikirde usul olarak hem hafî (sessiz) hem ceh-rî (sesli) zikri benimsemişlerdir. Çünkü Pîr Abdülkādir Geylânî’nin sohbet şeyhi Hammâd ed-Debbâs tarîk-ı hafiyyeden, hırka şeyhi Ebû Saîd el-Muharrimî ise tarîk-ı cehriyyedendir. Bu sebeple umumi olarak Kādirîler toplu zikirlerinde cehrî/kıyamî usulü tatbik etmişler ve mûsiki aletlerini kullanmışlardır. Zikirde ilk defa kudüm kullanan Pîr Geylânî’nin oğlu Şeyh Abdürrezzâk’tır. Diğer erkânda olduğu gibi zikrin uygulanış biçimi de tarikatın kollarına göre farklılık gösterir.

Eşrefî dergâhlarında genellikle perşembe akşamı, İstanbul’da-ki Kādirîhâne’de ise salı akşamı yapılan zikir âyini, dervişlerin hilâl şeklinde zikir halkası oluşturup oturmalarından sonra şeyhin Fâtiha okumasıyla başlar. Sonra topluca tasavvuf çevrelerinde “arûs-i salâvât” diye tanımlanan Pîr Geylânî’nin “Kibrît-i Ahmer” adı verilen evradı özel bestesiyle okunur. Ardından belli sayıda tevhit ve ism-i celâl zikri başlar. Bu sırada zâkirler, zikrin gidişine uygun ilâhiler ve serbest kasideler okurlar. Perde kaldırmak denen, zikrin sesinin tizleşmesi ile zikir hızının arttırılması usulü Kādirî zikrinde de vardır. Bir zâkirin aşr-ı şerif okumasıyla kuûdî zikir tamamlanır. “Cem‘ olmuş dervişleri pîrim Abdülkādir’in” sözleriyle başlayan ilâhinin topluca okunmasıyla kıyamî zikre geçilir. Bazı kaynaklarda Eşrefoğlu’nun “Tecellî şevk-i dîdârın beni mest eyledi hayrân/Ene’l-Hak sırrını candan ânınçün kılmazam pinhân” matla‘lı şathiye türündeki manzumenin, “Çürümüş tenlere bir defa eğer dersem bi-iznî kum /Yalın âyâğ u baş açık dururlar kamusı uryân” beyti söylenirken kıyam zikrine kalkıldığı söylenmektedir. Yine belli sayıda esmâ okunduktan sonra kalbî zikre geçilir. Bu esnada kudüm, bendir, halile, nevbe gibi vurmalı sazlar da kullanılmaya başlanır. Daha sonra devrana geçilir ve âyin dua ile biter.

Kâdiriyye ile İrtibatlandırılan Tarîkat Büyükleri 

1- Ahmed er-Rifâî

2- Ebû Medyen el-Mağribî

3- Şihâbeddin Sühreverdî

4- Muhyiddîn İbn Arabî

5- Seyyid Ahmed el-Bedevî

6- Sâ‘deddîn el-Cibâvî

7- Bahâeddîn Nakşbend

8- Yunus Emre

9- Niyâzî Mısrî